Bölgesel Kalkınma Üniversiteleri ve Girişimci Üniversiteler

Üniversitelerde Dönüşüm Üzerine: 

Türkiye'de ve diğer bazı ülkelerde üniversite, bölgesel kalkınma ve girişimcilik 

 

Türkiye’de bölgesel kalkınma üniversiteleri

Bölgenin mevcut durumu, üniversitenin potansiyeli, bölge-üniversite ilişkisi bağlamında YÖK tarafından kurgulanan ‘Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması’ kapsamında

Aksaray Üniversitesi, Spor ve Sağlık

Kastamonu Üniversitesi, Ormancılık ve Tabiat Turizmi

Muş Alparslan Üniversitesi, Hayvancılık

Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Çay

Siirt Üniversitesi, Tarım ve Hayvancılık

 

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Tarım  ve Jeotermal  

Uşak Üniversitesi, Tekstil, Dericilik ve Seramik

Bingöl Üniversitesi, Tarım ve Havza Bazlı Kalkınma

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Hayvancılık

Düzce Üniversitesi, Sağlık ve Çevre

alanlarında pilot üniversite olarak belirlendi.

Buna göre bu üniversiteler bulundukları bölgelerin özelliklerine göre uzmanlaşma ve bölgesel kalkınma odaklı misyon  farklılaşmasına gidecek ve bölgeye hizmet edecek.

 

 

Türkiye’de girişimci üniversiteler

 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nda (TÜBİTAK) "Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi 2017" sonuçlarını açıklandı.Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi çalışmasının, veri toplama sürecine 227 kurumun katkı sağlamış.

Bu kapsamda bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, iş birliği ve etkileşim, girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile ekonomik katkı ve ticarileşme boyutları altında 23 gösterge dikkate alınmış. 50'nin üzerinde öğretim üyesi olan 157 üniversitemiz hesaplamaya dahil edilmiş.Sonuç olarak 50 üniversite sıralanmış ilk 10 girişimci üniversite şöyle:

 

1. Sabancı Üniversitesi 
2. Orta Doğu Teknik Üniversitesi
3. Gebze Teknik Üniversitesi
4. İstanbul Teknik Üniversitesi
5. Boğaziçi Üniversitesi
6. İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi
7. Koç Üniversitesi
8. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
9. Özyeğin Üniversitesi
10. Yıldız Teknik Üniversitesi

 

Peki Dünya üniversitelerinde durum ne?

 Akademide girişimcilik iklimi oluşturulması ya da kalkınmaya destek olması tartışma konusu. Üniversitelerde böyle bir dönüşüm ve reform olmalı mı?... Olumlu ya da olumsuz eleştiriler söz konusu. Durumu biraz daha derinlemesine irdelemek adına konuyla ilgili yazılmış yerli-yabancı makaleler mevcut.

                                                                 

 Bozok Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Murat ÇETİN’in Ege Akademik Bakış / Ege Academic Review ‘de yayınlanan BÖLGESEL KALKINMA VE GİRİŞİMCİ ÜNİVERSİTELER REGIONAL DEVELOPMENT AND ENTREPRENEURIAL UNIVERSITIES makalesi konuyla ilgili bir çalışma.

(Aşağıda ilgili makaleden alıntı yer almaktadır. Sonrasında MEF Üniversitesi'nden Prof. Erhan Erkut'un üniversitede girişimcilik yazısından alıntı okuyacaksınız.)

Makale  genelde üniversitelerin bölgesel kalkınmadaki rolleri, özelde ise girişimci üniversiteler olgusu üzerinde durur. Bu çerçevede; öncelikle üniversitelerin bölgesel kalkınmadaki önemi, daha sonra girişimcilik ile üniversiteler arasındaki ilişkiler ele alınmaktadır. Ayrıca, girişimci üniversitelerin temel nitelikleri, faaliyet gösterdikleri bölge ekonomilerine katkıları, farklı dünya ülkelerindeki deneyimler dikkate alınarak irdelenmektedir. Genel bir değerlendirme ile çalışma son bulmaktadır.

Günümüzde çoğu ülkenin yüksek eğitim sisteminde ciddi dönüşüm ve reformlar yaşanmaktadır. Girişimci üniversitelerin ardında yatan temel felsefe, geleneksel araştırma üniversitelerinin yerini almaya başlamıştır. Modern girişimcilik unsurlarının üniversite uygulamalarına girdiği bu dönemde, yüksek eğitim kurumlarının yeni rolleri, ulusal ve bölgesel refah artışını destekleyebilmek için girişimcilik üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle, geleceğin modern üniversitelerinin bilim, öğretim ve girişimcilik olmak üzere üç temel üzerine oturması beklenmektedir (Aalerud, 2004: 14). Akademik çevre ile iş dünyası arasındaki ilişkilere farklı bir boyut kazandıran girişimci üniversiteler olgusu, gerek akademik camia gerekse toplumun diğer kesimlerinden oldukça karmaşık tepkiler almaktadır.

 

Amerika’nın önde gelen üniversitelerinden biri olan California Üniversitesi; bilimsel bilgi üretme, büyük buluşlar gerçekleştirme, yenilikler yaratma, yeni firma oluşumlarını destekleme, yeni iş imkanları sağlama, bireysel ve kurumsal bazda yeni gelir akımları oluşturma gibi bir dizi alanda ciddi roller üstlenmektedir.

 

Çoğu insan üniversiteleri, geleneksel olarak yüksek öğretim ve temel araştırma merkezi olarak görür. Oysa ki, günümüzde üniversiteler bunun ötesine geçmeyi başarmıştır. Üniversiteler; topluma, ekonomiye, toplumun refah düzeyi ve yaşam kalitesine ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan oldukça geniş çerçevede katkıda bulunur. Üniversitelerin faaliyetleri, günlük yaşamın her yönüne girmektedir (Rosan, 2006:1; Charles, 2003:9).

 

Cleary (2002:1-2) ve Jeffery (2001:2); üniversitelerin bölgesel kalkınma sürecinde anahtar bir rol oynadığını kabul etmekle birlikte, temel fonksiyonlarını aşağıdaki gibi sıralar:

• Bölgesel bilgi ekonomisi ve toplumunun destekleyicisidir.

• Ekonomik istikrarın önemli bir unsurudur.

• Bölgenin sosyal yaşamının temel gücüdür.

• Kültürel kaynakların temelini oluşturur ve güçlendirir.

• Bölgenin uluslararası işbirliği ve dışa açılmasında etkilidir.

• Yenilikçi aktiviteler ve girişimciliğin temel kaynağıdır. Ayrıca üniversiteler, “akademik girişimcilik”(2) yoluyla bölgesel ekonomide oldukça aktif bir rol üstlenebilir.

 

  • Üniversiteler; ileri teknoloji yenilikleri ve bilgi endüstrilerini besleyen bilim adamları, öğretmenler, araştırmacılar, girişimciler ve diğer yetenekli bireylerin yetişmesi ve eğitiminde merkezi ve stratejik bir rol üstlenir

 

  • Üniversiteler, bir bölgenin araştırma politikasının gelişmesinde katılımı sağlayarak, teknik ve teknolojik sorunları çözerek ve entelektüel çabaları birleştirerek ekonomik istikrarın sağlanmasına yardımcı olurlar. Bu tür işbirliği deneyimleri; Rusya’daki Niznhii Novgorod, Yekaterinburg, Novosibirsk, Tomsk ve Krasnoyarsk Üniversiteleri tarafından sıklıkla gerçekleştirilmektedir (Kniazev, 2004: 155-156).

 

  • Üniversiteler, kurumların dışında ister aktif ister pasif olsun kültürel bir yaşam yarattıkları için güçlü bir bölgesel kültürel faktördür. Yani, hem pasif hem de aktif kültürel zenginleşmeye yardımcı olurlar. Üniversiteler sadece kültürel arz ediciler değil, kültürel talep te yaratan birimlerdir (Charles, 2001: 15).

 

  • Üniversite mezunları kadar, öğretim elemanları, araştırmacı ve yöneticiler uluslararası işbirliği, bilim ve eğitim kültürünün yayılmasında etkilidir. Bu nedenle üniversiteler, bölgenin uluslararası işbirliği ve dışa açılmasında önemli görevler üstlenebilmektedir (Kniazev, 2004:158).

 

  • Üniversiteler ayrıca yenilikleri hızlandırır, işletmelerin yeni kuruluş aşamasından büyüme aşamasına kadar girişimcilerin yaratılmasında anahtar aktör konumundadır. Böylece, binlerce yeni iş imkanı doğabileceği gibi, ekonomide geleceğe dönük yatırım imkanlarını kolaylaştıran yeni gelir akımları da oluşmaktadır.

 

 Üniversitelerin bir bilimsel kaynak merkezi, yani temel bilgi üreticisi olarak rol oynadığı bir bölgenin kalkınma faaliyetlerini destekleyebilmek her şeyden önce uygun araştırma fonları ve bölgesel fonlar ile diğer finansal kaynakların temin edilmesine bağlıdır (Cleary, 2002:1). Öğrenci başına düşen devlet destekli kaynakların son yirmi yıl içinde %50 azalma gösterdiği İngiltere’deki durum, hemen hemen tüm Avrupa ülkelerindeki gelişmeler ile paralellik arz eder. (Mautner, 2004: 11-12). Diğer taraftan; 1990’lardan itibaren Rusya, Amerika ve diğer pek çok ülkede devletin üniversitelere yönelik finansal yardımlarının kademeli olarak düştüğü söylenebilir. Dünya çapındaki bu gelişmeler, üniversiteleri bu tür finansal sıkıntılardan çıkış yolları aramaya sevk etmektedir.

 

 Eleştirilere rağmen günümüzde genel eğilim, üniversitelerin giderek girişimci bir yapıya büründüğüdür. Üniversitelerin karşı karşıya olduğu ciddi sorunlar, özellikle de finansal sorunlar, girişimci bir organizasyon şeklinin uygulanması konusunda üniversiteler üzerindeki baskıları giderek artırmaktadır. Bu nedenle, dünyadaki çoğu üniversite kendi organizasyon yapısını girişimci bir yapıya kavuşturduğu gibi, bir kısmı da bu yönde adımlar atmaya devam etmektedir.

 

California Üniversitesi’nin ar-ge faaliyetleri yardımıyla şehirde 2002-2011 yılları arasında çok ciddi verimlilik artışlarının gerçekleşeceği tahmin edilmekte, bunun sonucu yaklaşık 104.000’den fazla iş imkanının doğacağı belirtilmektedir. 1998’den 2001’e üniversite kaynakları ile yaklaşık 2.600 icadın gerçekleştiği söylenebilir. Bu nedenle üniversite, geliştirilen patent sayısı itibariyle önde gelen üniversiteler arasında olmayı sürdürmektedir. Üniversite ile birlikte teknoloji lisans anlaşmaları temelinde yaklaşık 160.000’den fazla işletme kurulmuştur. Üniversite bağlantılı firma oluşumlarının ve bunların yan sanayilerinin bölgesel bazda ekonomik ve katma değer katkıları büyüktür. California mezunlarının kurmuş olduğu temel işletmelere örnek olarak 230 verilebilir. Bu işletmelerin birleşik hasılatı, 2001’de 1.2 milyar $’a ulaşmıştır (Rosan, 2006:6

 

Clark’ın girişimci üniversiteler olarak nitelediği Avrupa’nın Warwick, Strathclyde, Twente, Joensuu ve Chalmers üniversitesitelerine Glasgow, Limerick ve Leuven üniversitelerini de katmak mümkündür.

 Üniversite araştırmaları ve entelektüel hakların ticari boyut kazanması, bölgesel kalkınma ile yakından ilişkilidir. Limerick, Twente ve Warwick üniversiteleri, yaklaşık 20 yıl önce zayıf ve geri kalmış olarak nitelenebilecek bölgelerde kurulmuştur. Ancak geçen sürede bu üniversiteler, kendi bölgelerinin ekonomik kalkınmasında hayati rol oynamıştır.

 Bölgesel kalkınmaya bu üniversitelerin etkisi, endüstriyel araştırma, teknoloji ve yerel yenilikler üzerindeki akademik araştırmaların yayılma etkilerine yönelik olarak gerçekleşmiştir. Bu üniversitelerin hemen hepsinde bilim parkları, iş/işletme geliştirme merkezleri, yerel/bölgesel yönetimlerle ortak girişimlerin olduğu görülmektedir.

 

Twente Üniversitesi, teknolojik ve sosyal çalışma programları sunar, araştırma faaliyetlerini toplumun genel menfaatlerine adapte etmeye çalışır. Girişimci davranış modeli, öğrencilerden öğretim üyelerine kadar tüm üniversiteye hakim durumdadır, yeni düşünce ve tehlikelere hızlı uyum sağlayabilecek bir mantığa sahiptir ve bu mantık yeni personel alımları, yeni araştırma ve fon temin etme politikalarına yansır. Üniversite, oldukça aktif faaliyet gösterip, hızlı reaksiyon gösterme ve uyum sağlama yeteneğine sahiptir, ayrıca piyasa ekonomisine kendisini adapte etmeye çalışır (Mautner, 2004:20). Diğer taraftan; Warwick Üniversitesi Avrupa’da girişimci üniversitelerin en önde gelenlerindendir. Girişimci bir yapıya kavuşmak, Warwick’e daha fazla yatırımda bulunma, daha kaliteli personel temin etme ve uluslararası rekabete açık bir kampüs altyapısı oluşturma imkanı sağlamıştır (Smit, 2002:13).

 

Vienna Üniversitesi, kar etme amacını ön planda tutan girişimci bir üniversite olarak bilinir. Üniversite, sürekli olarak değişme ve gelişmeye devam etmektedir. Girişimci üniversite misyonuna göre, bu, üniversitenin ticarileşmesi anlamına gelmemekle birlikte, üniversite sınırlı faaliyet alanlarında ticari aktivitelere katılmalı, kendi eğitim hedeflerine ulaşmalıdır. Girişimci üniversitenin temel prensibine göre üniversite; hizmet üretiminin gerçekleştiği, çoklu üretim süreçleri neticesinde çıktıların elde edildiği bir mekandır. Bu çıktılar, yayınlarda ve mezun öğrencilerde kendisini hissettirmektedir. Aynı zamanda, üniversite bu çıktıların sosyal etkilerinden de sorumludur (Mautner, 2004:23-24).

Yüksek eğitim kurumları, sadece bilgi depoları ya da bilgi ileticileri olma değil, aynı zamanda pek çok pratik probleme çözüm bulmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle, kendilerini bir kalkınma ajansı olarak görürler (IEM, 2003:1).

 

                      

 

Harvard Business Review”un Türkçe baskısının ilk sayısında yayınlanan Erhan Erkut’un köşe yazısından:

Üniversite Olmadan Girişimcilik Olmaz

Bir ülkede girişimcilik ekosisteminde 5 temel aktör vardır: devlet, özel sektör, STKlar, seri girişimciler ve üniversiteler. Bu aktörlerin tümü üzerine düşeni yaparsa, ülkede girişimcilik gelişebilir. Aktörlerden sadece 2, 3 veya 4 tanesi aktif ise, girişimciliğin gelişmesi daha zor olur. Kanımca Türkiye’de girişimciliğin gelişmesinde eksikliği en fazla hissedilen aktör üniversitedir.

Üniversitede girişimcilik tepeden inme konulan ve dışarıdan gelen iş adamları tarafından verilen bir ders ile veya temel hedefi okula konuşmacı davet etmek olan bir öğrenci kulübü ile gelişmez.

 

Üniversitede girişimciliğin kök salıp yerleşmesi için önce üst yönetimin bu işe inanması gerekir. En önemli adım, “dur, sus, otur” diye büyütülmüş ve yaratıcılığı köreltilmiş lise mezunlarına kritik düşünme ve fırsatları görebilme yetkinliklerinin yeniden kazandırılmasıdır. Bunun mümkün olması için üniversitenin tüm uygulamalarında özgürlükçü olması ve öğrenciyi teşvik etmesi gerekir.

Üniversitenin istihdama anlamlı bir katkıda bulunabilmesi için üniversitede yapılan araştırmayı ticarileştirebilecek tekno-girişimlere yönelmesi gerekir. Bu kapsamda, öğrencilerin araştırma projelerinde mümkün olduğu kadar erken ve çok yer alması önemlidir. Ticarileşme şansı yüksek projeler belirlendiğinde ise, bu projelerin üniversitenin kuluçka merkezinde desteklenip geliştirilmesi gerekir. Kuluçka merkezindeki guruplara ofis, internet, telefon, toplantı odası gibi temel hizmetlerin yanında, fikri mülkiyet ve şirketleşme konusunda hukuk desteği, iş planı hazırlama desteği, insan kaynakları desteği gibi orta seviyede girişimcilik hizmetleri, ve mentörlük, koçluk, finansmana ulaşım gibi üst düzey hizmeler de verilmelidir.

 

 Özetle, üniversite, öğrencinin aklını çelmekle başlayan ve şirketin kurulmasına kadar giden bir süreçte gereken her desteği vermelidir. Üniversitenin temel rolü bir girişimcilik platformu oluşturmak ve geleceğin girişimcilerine katalizör hizmeti vermektir.

Öğretim üyesi tarafında ise, araştırmacı öğretim üyesi olmadan tekno-girişim mümkün olmaz. Hocaların araştırmasını ticarileştirmeye özendirilmesi ve onlara bu yolda destek olunması da gereklidir.

Üniversitelerin girişimci yetiştirmesi isteniyor ise, üniversitelerin performans ölçütlerinin arasına mutlaka bu aktivite ile ilgili ölçütler konulmalıdır (örneğin ticarileştirilmiş patent sayısı, kurulan şirket sayısı, üretilen istihdam). Tüm sistemdeki ödül/ceza sistemi girişimciliği de içine alacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Ünversitenin hedefi her öğretim üyesini ve öğrencisini girişimci yapmak olmamalıdır. Ülkenin bilim insanlarına, sanatçılara, ekonomislere, mühendislere, yöneticilere ve diğer alanlarda uzmanlara da ihtiyacı vardır. Ama girişimciliğe yatkın üyelerine gereken desteği vermek modern üniversitenin topluma borcudur.

 

Kalkınma üniversiteleri ile  girişimci üniversiteler hakkında yazımız burada sona eriyor. Üniversitelere dair araştırmalarımıza ve bunları paylaşmaya devam edeceğiz.

Mehmet Bar

Kaynaklar: yok.gov.tr, dergipark.gov.tr, erhanerkut.com, trthaber.com, hürriyet.com.tr, mehmetbar.com.tr

Yazıda yatay kısımlar alıntıdır.

Görseller: radikal, gençlikdefteri, hbr,